Türkiye’nin İlk Yazılım İhracatı: Bir Teyp Şeridinin Üzerinden Tarih Yazmak

Paylaş
Türkiye’nin İlk Yazılım İhracatı: Bir Teyp Şeridinin Üzerinden Tarih Yazmak

1980’lerin ortasıydı. Türkiye, sanayileşmenin ötesinde “teknoloji üretimi” kavramını yeni yeni duymaya başlamıştı. O yıllarda, Netaş’ta genç mühendisler olarak biz de bilgisayar teknolojilerinin sadece kullananı değil, artık üreticisi olabileceğimize inanıyorduk. İşte tam o dönemde, belki de Türkiye tarihinin ilk yazılım ihracatı Netaş tarafından, ana ortağımız olan Kanadalı Nortel’e yapılacaktı.

O yıllarda devlet, ihracatı artırmak için çeşitli teşvik mekanizmaları oluşturmuştu. İhracat yapan firmalara döviz kazandırıcı faaliyetlerinden ötürü belirli geri ödemeler yapılıyordu. Ancak bu sistemi suistimal eden bazı kişiler, gerçekte olmayan ihracat işlemlerini kâğıt üzerinde varmış gibi gösterip teşviklerden faydalanmaya başlamıştı. Ülke gündeminde o dönem sıkça duyulan bir kavram vardı: “Hayali ihracat.”

Bizim ihracat girişimimiz de tam bu döneme denk geldi. Kanada’ya fiziksel bir ürün gönderilmeden ciddi bir ödeme alınmış olması, gümrük yetkililerinin dikkatini çekmişti. Oysa ortada tamamen yasal, hatta yenilikçi bir durum vardı: biz yazılım ihraç ediyorduk. Yazılım, bir mal gibi konteynere yüklenmiyor, uydu bağlantısı üzerinden Nortel’e gönderiliyordu. Ancak o günün mevzuatında yazılımın ihracatına dair tek bir satır bile yoktu.

Gümrük yetkilileri, durumu anlamlandıramadı.
“Mal ortada yok, ama para geldi. Bu, hayali ihracat olabilir,” dediler.
Oysa ortada “hayal” değil, Türkiye’nin ilk dijital ürünü vardı.

Süreç ilerledikçe işin teknik detayları anlaşıldı ve kimsenin sahtekârlık yapmadığı ortaya çıktı. Fakat bir sorun hâlâ çözülememişti: Yasal olarak bir ihracat işleminin gerçekleşmiş sayılabilmesi için gümrükten “fiziksel bir ürün” çıkış yapmalıydı.
Ama bizde ürün dijitaldi.

O dönem mühendis arkadaşlarla birlikte uzun tartışmalardan sonra sıra dışı ama pratik bir çözüm bulundu. Yazılımın içeriği, teyplere kaydedildi. O zamanlar CD ya da disket bile yaygın değildi; manyetik teypler, veri depolamanın en güvenli yoluydu.
Böylece, “teyp” ihracatı olarak kayıtlara geçecek bir işlem gerçekleştirildi.
Kağıt üzerinde Kanada’ya yazılım değil, teyp gönderilmiş olacaktı.

Ancak bu çözüm yeni bir sorunu da beraberinde getirdi:
Gümrük, ürünün birim fiyatını sordu.
Yani teyp başına fiyat belirlenmeliydi. Fakat yazılım satıyoruz; metreyle ölçülmez ki!
Biz de o dönemin bürokratik mantığıyla uyumlu, ama bir o kadar yaratıcı bir çözüm ürettik:
Gönderilen teyplerin içindeki manyetik şeridin uzunluğunu ölçtük, toplam satış bedelini bu uzunluğa böldük ve böylece “yazılımın birim fiyatı” metre cinsinden hesaplandı.

Sonuçta ihracat evrakı tamamlandı, ödemeler onaylandı ve Türkiye’nin ilk yazılım ihracatı bu şekilde gerçekleşti.

Bugünden geriye baktığımda bu hikâye bana şunu hatırlatıyor:
O gün biz, mevzuatın tanımadığı bir şeyi yapmaya çalışıyorduk.
Bugün ise dünya, o “tanımsız” alanda yaşıyor.

Yaklaşık 35 yıl önce, bir grup mühendis, birkaç teyp, birkaç yüz metre manyetik şerit ve çokça inatla, Türkiye’nin teknoloji tarihinde sessiz ama anlamlı bir sayfa açtı. O ihracat yalnızca Netaş’ın değil, Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunun ilk adımıydı.
Ve o adım, bir teybin şerit uzunluğuyla ölçülmüştü.

Devamını oku

Mobil Haberleşme Sektöründe Dönüşüm, 5G ve Türkiye’nin Geleceği

Mobil Haberleşme Sektöründe Dönüşüm, 5G ve Türkiye’nin Geleceği

Mobil haberleşme sektörü yaklaşık kırk yıldır devam eden güçlü bir teknolojik dönüşümün merkezinde yer alıyor. 1980'li yıllarda analog 1G teknolojisiyle başlayan bu dönüşüm, her yaklaşık on yılda bir yeni bir neslin ortaya çıkmasıyla birlikte insanların iletişim kurma, bilgiye erişme ve dijital hizmetleri kullanma biçimini değiştirdi. 1990'lı

Ahmet Hamdi Atalay tarafından
Kurum Kültürü: Bir Kurumun Kişiliği ve İtici Gücü

Kurum Kültürü: Bir Kurumun Kişiliği ve İtici Gücü

Bir kurumun başarısını yalnızca sahip olduğu teknoloji, sermaye, insan kaynağı veya fiziksel imkânlarla açıklamak mümkün değildir. Aynı kaynaklara sahip iki kurumun birbirinden çok farklı sonuçlar ortaya koyabilmesinin temel nedenlerinden biri, sahip oldukları kurum kültürüdür. Kurum kültürü, bir kurumun nasıl düşündüğünü, nasıl karar verdiğini, insanlarına ve paydaşlarına nasıl davrandığını ve karşılaştığı

Ahmet Hamdi Atalay tarafından
1840’tan 2023’e Türkiye’nin Elektronik Haberleşme Altyapısı

1840’tan 2023’e Türkiye’nin Elektronik Haberleşme Altyapısı

Türkiye’de elektronik haberleşmenin geçmişi, bugünkü anlamıyla telekomünikasyon sektörünün çok öncesine, 1840 yılında kurulan Osmanlı Posta Nezareti’ne kadar uzanıyor. Elektronik haberleşme hizmetleri daha sonra 1909 yılında kurulan PTT ile devam etti. 1995 yılında posta ve telekomünikasyon hizmetlerinin birbirinden ayrılmasıyla birlikte telekomünikasyon alanındaki faaliyetler Türk Telekom üzerinden sürdürüldü. Mobil haberleşmenin

Ahmet Hamdi Atalay tarafından
İnsan Odaklı Siber Güvenlik Stratejileri

İnsan Odaklı Siber Güvenlik Stratejileri

Sosyal ve iş hayatının giderek elektronikleştiği, sayısallaştığı ve canlı-cansız nesnelerin birbirleriyle bağlantılı hale geldiği bir dünyaya doğru ilerliyoruz. "Siber evren" olarak adlandırılan bu dijital dünya, yalnızca insanların internete bağlandığı bir yapı olmaktan çıkmış durumda. İnsanlar, makineler ve nesnelerden oluşan bu evren sürekli genişliyor. 2021 yılı itibarıyla yaklaşık

Ahmet Hamdi Atalay tarafından