Elektronik Haberleşme Pazarı

  • Telekom

Elektronik Haberleşme pazarı özellikle son on yılda giderek yer yüzündeki tüm insanları içine alan bir yaygınlığa (penetration) ulaşarak yeni bir dönemi (Bilgi Çağı) başlatmıştır. Uluslararası Telekomunikasyon Birliği (ITU) verilerine göre yeryüzündeki 6.9 milyar insanın %70.8’i evinde TV’ye %27,3’ü bilgisayara erişebilirken insanların %70’den fazlası mobil telefon kullanıcısı durumuna gelmiştir.

Dünya Telekomunikasyon Birliği (ITU) tarafından yayınlanan yukarıdaki verilere göre, özellikle Mobil haberleşme ve Internet olağan üstü bir hızla gelişmekte ve yaygınlaşmaktadır. Dünya üzerinde mobil yaygınlık %70’ler seviyesine ulaşarak belli bir yaşın altı ve üstü hariç tutulduğunda hemen hemen yer yüzünden yaşayan her insan mobil haberleşme sistemlerinden birinin kullanıcısı durumundadır. Haziran 2010 itibariyle mobil kulanıcı sayısı 5 milyar kişiyi aşmıştır. Bu, son 1 yılda yaklaşık 1 milyar yeni kullanıcı anlamına gelmektedir. Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan büyük pazarlar ile Afrika ülkeleri gibi yeni pazarlar bu alanda hızlı gelişimini sürdürmektedirler. Internette ise dünya çapında yaygınlık %25’leri aşmıştır, diğer bir ifade ile yer yüzündeki her 4 kişiden biri internet kullanıcıdır.

Dünyada Elektronik Haberleşme Pazarı:

Tüm bu gelişme ve yaygınlaşmaya rağmen İşletmeci gelirleri açısından bakıldığında durum okadar da iç açıcı değildir. Bir yandan kullanıcı sayıları, kullanım süreleri ve aktarılan veri miktarları büyük bir hızla artarken işletmecilerin gelirleri aynı oranda artmamakta hatta Japonya’da olduğu gibi düşebilmektedir.

Gelişmekte olan pazarlar (Emerging Markets) için gerek yaygınlıkta ve gerekse gelir artışında gelişme potansiyeli hala devam ediyorken gelişmiş ülkelerde her iki konuda da doyuma yaklaşılmıştır. Örneğin Batı Avrupa ülkelerinde mobil yaygınlık yüzde yüzlerin üzerine çıktığı için son bir kaç yıldır artış durmuştur, kullanım süreleri (MoU) artmaya devam etmesine rağmen birim gelirler (ARPU) düşme eğiliminde olduğundan gelir artışları yavaşlamış, bazı ülkelerde durmuş, hatta düşüşe geçmiştir.

Sabit telefon ses hizmetlerinde kullanım giderek azalırken mobil ses hizmetleri kullanımı artmaya devam etmektedir. Örneğin Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere’den oluşan 5 Avrupa ülkesinde 2003 yılında toplam 239 milyar dakika olan Mobil ses trafiğine karşılık 645 milyar dakika olan Sabit ses trafiği, 2010 yılında yaklaşık eşit olurken, 2011 yılında ise toplam ses trafiği Mobilde yaklaşık 650, Sabitte ise 450 milyar dakika olması beklenmektedir.

Bu hizmetlere ulaşmak için gerekli erişim cihazları da doğal olarak bu gelişmelerden etkilenmekte; giderek hem küçülüp taşınabilir hale gelmekte hemde yetenekleri artıp akıllanmaktadır. Masaüstü bilgisayarlar, taşınabilir bilgisayarlar (Laptop, Netbook) ile, sabit telefon makinaları, cep telefonları ile, standart özellikli cep telefonları (feature phone), akıllı cep telefonları (smart phone) ile yer değitirmektedir. Yapılan araştırmalara göre akıllı cep telefonu satışları 2007 yılında yaklaşık 60 milyon iken 2010 yılında 180 milyon, 2011 yılında yaklaşık 225 milyon olması beklenmektedir. Netbook satışları ise 2007 yılında 0,6 milyon iken 2010 yılında 30 milyonu aşması, 2011 yılında 50 milyona ulaşması beklenmektedir.

Yankee tarafından yapılan bir çalışmaya göre halen yaklaşık 1 milyar cıvarında olan Cep telefonlarından internete bağlanan kişi sayısının önümüzdeki 5 yıl içinde %100 artışla 2 milyar kişiye ulaşacağı ve kullanıcıların büyük kısmının bunu akıllı cep telefonları ile gerçekleştireceği tahmin edilmektedir.

Bu resim aynı zamanda mobil Internet trafiğinde büyük bir artışa da işaret etmektedir. Cisco tarafından yapılan bir araştırmaya göre önümüzdeki 5 yıl sonunda İnternet trafiğinin %90’ı mobil (gelişmiş yada akıllık cep telefonu) ve taşınabilir (laptop, netbook) cihazlardan gerçekleştirilecektir.

İçerik olarak bakıldığında ise trafiğin ağırlıklı olarak görüntü (video) ve dosya paylaşımından kaynaklanacağı görülmektedir. Görüntülerin daha çok TV’ler için yüksek çözünürlüklü (HD) yayınlar, bilgisayarlara yönelik yayınlar ve ortam görüntüleri (güvenik, kontrol vb. amacıyla) şeklinde olacağı gözlenmektedir. Bunun doğal sonuç olarak işletmeci gelirlerinde de buna paralel değişimler olacaktır. Yankee Group tarafından Mayıs 2010 da yayınlanan bir çalışmaya göre Mobil haberleşme gelirleri içinde Sesin payı sürekli azalarak 2011 yılında toplam Mobil gelirlerinin %20’den fazlası Veri (internet) kaynaklı olacaktır.

Elektronik Haberleşme pazarının Sabit telefon (PSTN) tarafında abone sayısı Afrika ülkeleri hariç hemen hemen tüm dünyada düşüşüne devam edecek gibi gözüküyor. Pek çok ülkede sabit telefon abone sayısı ya hiç artmamakta ya da giderek azalmaktadır. Batı Avrupa ve Kuzey Amerika gibi gelişmiş ülkelerin bulunduğu bölgelerde bu azalış yıllık ortalama %3-5 mertebelerinde olacaktır. Örneğin 2010 yılında Almanya’da 3 milyon, Fransa’da 2 milyon, Italya’da 1 milyon yaklaşık abone kaybı olmuştur. Bu eğilim 2011 yılında da devam edecektir.

Aynı zamanda VoIP gibi teknolojilerin de devreye girmesiyle sabit ses gelirleri düşmeye devam ederken, buna karşın işletmeciler Genişbant interneti yaygınlaştırarak (xDSL ya da FTTx teknolojileriyle) yeni hizmetler (örneğin IPTV) sunmaya başlayarak bu açığı kapatmaya çalışmaktadırlar. 2011 yılı bu tür hizmetlerin anlamlı oranlarda yaygınlaştığı bir dönem olacaktır.

Öteyandan, Telekom işletmecileri geleneksel elektronik haberleşme hizmetleri yanında faklı kullanıcı gruplarına (örneğin makinalar, arabalar, yollar, binalar, hayvanlar vb.) yönelik yenilikçi hizmet arayışlarını sürdürmektedirler. Makinalar arası iletişim (M2M) olarak ta adlandırılan bu yeni alan insan sayısının 5-10 katına varan miktarlarlarda yeni kullanıcı sayısı yaratarak önümüzdeki yılların en popüler konusu olmaya adaydır.

Tüm bunların doğal sonucu olarak, elektronik haberleşme alanında teknolojiler ve bunlar vasıtasıyle sunulan hizmetler ile bunlara ilişkin regülasyonlarda ve özellikle frekans spektrumunun yönetimi konularında da çeşitli değişimler olmaktadır.

Yakınsama olgusu ile birlikte teknolojiler, hizmetler ve kurumlar benzeşmekte hatta aynılaşmaktadır. Pazar tanımları yeniden yapılmakta (örneğin önceleri sabit ses ve mobil ses olarak var olan iki ayrı pazar bu yakınsamanın sonucu tek pazar olarak kabul edilmeye başlanmıştır), yayıncılık ile telekomünikasyon iç içe geçmektedir. Bu durum, iş modellerini ve bu alanda faaliyet gösteren kuruluş ve firmaların yapılarını da değişime zorlamaktadır.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirizki, elektronik haberleşme dünyasının her alanında bir değişim ve dönüşüm süreci gerçekleşmektedir. İçinde bulunduğumuz yıllar bu sürecin başlangıç aşamasını oluşturmaktadır ve bu süreç giderek hızlanacaktır.

Türkiye’de Elektronik Haberleşme Pazarı:

2000 yılında BTK’nın (eski adıyla Telekomünikasyon Kurumu) kurulması ve 2003 yılı sonu itibariyle Telekom tekelinin sona erip 2005 yılı sonunda da Türk Telekom’un özelleştirilmesiyle liberalleşen Türkiye elektronik haberleşme pazarı için 2004-2009 dönemi bir tür geçiş dönemi olarak kabul edilmelidir. Kasım 2008 yılında çıkan Elektronik Haberleşme Yasası ve bir kısmı da 2010 yılında tamamlanan bu yasanın öngördüğü bazıları aşağıda belirtilen ikincil düzenlemelerle regülasyon açısından geçiş dönemi önemli ölçüde tamamlanmıştır.

  • Yetkilendirme Yönetmeliği
  • Tarife Yönetmeliği
  • Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği
  • Numaralandırma ve Numara Taşınabilirliği Yönetmelikleri
  • Elektronik Haberleşme Güvenliği Yönetmeliği
  • Telekommünikasyon Hizmetlerinin Yürütülmesinde Geçiş Hakkı Yönetmeliği
  • Elektronik İmza Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik
  • Telekomünikasyon Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği
  • Telekomünikasyon Sektöründe Hizmet Kalitesi
  • Spektrum Yönetimi Yönetmeliği
  • Telsiz ve Telekomünikasyon Terminal Ekipmanları Yönetmeliği
  • Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği

 

Bazıları oldukça etkin ve başarılı bir şekilde uygulanan ve sonuçlarını hemen gösteren (örneğin Numara taşınabilirliği) bu düzenlemelerin bazıları henüz yeterli etkinlikte uygulanamamaktadır (örneğin Tesis paylaşımı, Geçiş Hakkı vb). 2008 sonunda başlayan Mobil numara taşıma işlemi ile dünyanın en başarılı uygulamalarından biri gerçekleştirilerek Ekim 2010 itibariyle toplam 22 milyondan fazla numara işletmeci değitirmiştir. Ancak maalesef aynı başarı sabit tarafta gerçekleştirilememiştir. Bu güne kadar taşınan toplam sabit numara sayısı sadece 19 bin cıvarındadır.

İşletmeciler arası arabağlantı ücretlerine ilişkin bu güne kadar yapılan düzenlemeler sonucu Avrupa’nın en düşük arabağlantı ücreti uygulanan ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Ocak2005’de 5,1 kuruş olan alan dışı sabit arabağlantı ücreti Nisan 2010’dan beri 2,24 kuruş, yine Ocak2005’de 14,8 kuruş olan mobil arabağlantı ücreti 3,13 kuruş olarak uygulanmaktadır. Bu değer Kıbrıs’tan sonra Avrupa’nın en düşük değeridir. Bunun tabii sonucu olarak dakika başına son kullanıcı fiyatlarında önemli ölçüde düşüşler olmuş, bir işletmeciden diğer işletmeciyi aramak sakınılan durum olmaktan çıkmış ve “flate rate” tarifeler uygulamaya girmiştir. Tüm bunların sonunda kullanım süreleri önemli ölçüde artarak Türkiye’de kişi başı aylık mobil kullanım süresi (MoU) 239 dakika ile Avrupa’da Fransa (248,8) ve İrlanda (248,7)’dan sonra en yüksek 3. sırada gerçekleşmiştir.

Kasım 2010 tarihli BTK Pazar Verilerine göre,

  • Elektronik Haberleşme pazarının çeşitli alanlarında toplam 415 adet yetkilendirilmiş işletmeci faaliyet göstermektedir.
  • Türk Telekom ve GSM işletmecileri (Avea, Turkcell, Vodafone) toplam gelirleri artış eğilimini sürdürmektedir. (2009: 20.700 MTL karşın Q1: 5.200 MTL, Q2: 5.250 MTL, Q3: 5.500 MTL)
  • Son 5 yıl içinde mobil ses trafiği 3 kat büyürken sabit ses trafiği yarı yarıya azalmıştır. 2009 yılında toplamda 132 milyar dakika olan toplam ses trafiğinin %82’si mobil ses % 18’i sabit ses iken 2010/Q3 gerçekleşen toplam 37.44 milyar dakikalık trafikteki bu oranlar %85’e % 15 halini almıştır.

 

Mobil Elektronik Haberleşme Pazarı:

  • 2008’de 65.8 milyon olan Toplam Mobil abone sayısı Q3/2010 itibariyle 61.9 milyona inmiştir. Bunun en önemli nedeni numara taşınabilirliği sonrası başlayan kampanyalar ve Flat Rate tarife paketleri sonucu abonelerin birden çok telefon hattı bulundurmaktan vaz geçmesiyle oluşan konsolidasyondur. Halen abone bazında Turkcell %54.8, Vodafone %26,7, Avea %18.5 pazar payına sahiptir.
  • 2008 yılında %92 olan mobil yaygınlık (penetrasyon) yukarıda belirtilen nedenlerle Q3/2010 itibariyle %85 seviyesine gerilemiştir. %120’lerin üzerinde olan AB-15 ortalamasına göre oldukça düşük gibi görülmesine rağmen, ülkemizde cep telefonu kullanamayacak durumda olan 15 yaş altı nüfusun Avrupa’ya göre oldukça yüksek oranda olması nedeniyle gerçekte bu fark daha azdır.
  • 61.9 milyon mobil abonenin % 27’si 3G abonelerinden oluşmaktadır. Türkiye’de Temmuz 2009 da verilmeye başlayan 3G hizmetleri bu oranla bizden yaklaşık 8 yıl önce 3G hizmeti verilmeye başlanan Avrupa ortalaması olan %30 oranına yaklaşmıştır. Toplam 16.6 milyona ulaşan 3G aboneleri içinde mobil internet kullanıcı sayısı 1.150.000’i geçmiş olup bu dönemde toplam mobil internet veri kullanım miktarı 3197 Tbyte’e ulaşmıştır. Laptop kullanımının yaygınlaşması, yeni Laptoplarda 3G modemin gömülü olması, veri tabanlı hizmetlerin artıp çeşitlenmesi ile bu oranın hızla artması beklenmektedir.
  • Bir önceki yılın aynı döneminde toplam 29.16 milyar dakika olan Mobil ses pazarı yaklaşık %9 artışla Q3/2010 itibariyle 31.74 milyar dakika büyüklüğüne ulaşmıştır. Bu pazarda, Vodafone %31, Turkcell %47, Avea %22 Pazar payına sahiptir. Bu verilerden de anlaşılacağına göre abonelerini en çok Vodafone, sonra da Avea konuşturuken, en az konuşturan Turkcell oluyor.
  • – 2009 yılında Mobil Pazar gelirleri bir önceki yıla göre %2.78 artışla 12.97 milyar TL olmuştu. 2010 gelirleri ise Q1’de 3.39 milyar TL, Q2’de 3.41 milyar TL , Q3’de 3.67 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Gelirler açısından, Turkcell % 56,5 (bir önceki yılın aynı döneminde %62.7), Vodafone %25,1 (önceki yıl %18.9), Avea ise %18,4 (önceki yıl %18.3) Pazar payına sahiptirler.
  • Yatırımlar açısından bakıldığında; 3G yatırımları dolayısıyle önceki yıllara göre son iki yılda büyük ölçüde artış olmuştur. 2009 yılında toplam 4.589 milyar TL olan yatırımlar, 2010 yılında bugüne kadar toplam 1.687 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. (Vodafone: 719, Turkcell: 543, Avea: 425 milyar TL)
  • Diğer finansallar açısından ise Q3/2010 sonu itibariyle ROCE oranı (vergi ve faiz öncesi net kar/ödenmiş sermaye) TURKCELL %28, VODAFONE %2, AVEA %-0.2; EBITDA marjı ise, TURKCELL %39, AVEA %19, VODAFONE %12 olarak gerçekleşmiştir. Uluslararası kabullere göre Eletronik Haberleşme sektöründe EBIDTA değerinin %30-50 aralığında olması beklenmekte olup bu açıdan bakıldığında TURKCELL dışındakilerin durumu sıkıntılı gözükmektedir.
  • Numara taşınabilirliği sistemi sayesinde işletmeciler arasında taşınan toplam 22.3 milyondan fazla mobil numaranın 11.5 milyonu 2010 yılı içinde, 4.4 milyonu ise son çeyrekte gerçekleşmiştir.

 

Sabit Elektronik Haberleşme Pazarı:

  • TT ve TTNET’in büyük oyuncu olarak yer aldığı pazarda 55 Altyapı, 93 Sabit Telefon (STH) ve 106 ISS hizmeti veren lisanlı işletmeci bulunmaktadır.
  • 2005 yılında TT sabit abone sayısı 19 milyon iken Haziran 2010 itibariyle yaklaşık 16 milyona düşmüştür. Ses hizmetlerinin mobile kayması ve abonelerin birden çok olan hatlarını iptal etmesi nedeniyle oluşan bu durum, 2011 yılında Yalın DSL’in başlaması ve Alternetif işletmecilerin Genişband Internet hizmetleri yaygınlaştıkça düşüş devam edecektir.
  • Gelirler açısından bakıldığında Q3/2010 itibariyle pazarın büyüklüğü, TT 1.824 milyon TL, ISS 657 milyon TL (%85’i TTNET), STH 137 milyon TL, Altyapı 67 milyon TL dir. TT ve TTNET dışındaki Alternatif işletmecilerin payı halen yüzde 9’lar cıvarında olup, rekabetin ileri olduğu pazarlarda bu oran yüzde 30’ların üzerindedir. Bu alanda alternatif işletmeciler açısından hala büyük gelişme potansiyeli vardır.
  • TT gelirleri içinde ses hizmetlerinin payı 2005 yılında %80 iken Q3/2010 döneminde bu pay %61’e düşmüş ve düşüş eğilimi devam etmektedir. Erişim hizmetleri (xDSL, ISDN vb.) payı ise 2005 yılında %6.7 iken Q3/2010 itibariyle %27’ye yükselmiştir. Bu değişim gelirler açısından TT içinde “veri” hizmetlerinin giderek artan bir ağırlığı olduğunu göstermektedir ve 2011 yılında bu alanda gelişme devam edecektir.
  • Q3/2010’da gerçekleşen toplam 37,44 milyar dakika ses trafiğinin 5.7 milyar dakikası (%15) sabit pazarda gerçekleşmiş olup bu bir önceki üç aylık döneme göre %9,7’lik bir azalmayı göstermektedir. Sabit ses pazarındaki bu trafiğin % 92’si TT, % 8’i alternatif işletmeciler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu oran rekabetin ileri olduğu pazarlarda olması gereken %30’lar mertebesinin oldukça uzağındadır.
  • Sabit Pazara yatırımlar açısından bakıldığında ise; 2009 yılında TT tarafından 1.214 milyon TL yatırım yapılmasına karşılık bu yıl yapılan yatırım miktarı önemli ölçüde azalarak Ekim 2010 itibariyle toplam 560 milyon TL olarak gerçekleşmiştir (Q3’de 231 milyon TL). Alternatif işletmeciler ise aynı dönemde toplam 1.116 milyon TL yatırım yapmışlardır. Bu yatırımın çok büyük kısmı Altyapı işletmecileri tarafından yapılan Fiber altyapı yatırımları olup Türkiye’de yeni nesil şebekelerin (NGN) kurulması açısından ümit veren bir durumdur.
  • – EBITDA marjında TURKCELL %39, AVEA %19, VODAFONE %12 karşılık TT %54 gibi oldukça yüksek bir değerdedir. Dünya çapında da en yükseklerden biri sayılabilecek bu değer, özellikle Şehir içi ses pazarı ile ADSL hizmetlerinde yeterince rekabetin sağlanamamış olmasının TT’ye sunduğu avantajla ve TT’nin yatırımlarının nispeten düşük olması ile ancak izah edilebilinir.

 

Genişbant İnternet Pazarı:

  • 2003’de 18 bin kullanıcı ile başlayan Türkiye genişbant internet pazarı yedi yılda yaklaşık 430 kat artarak Q3/2010 sonu itibariyle 8 milyona ulaşmıştır. Buna rağmen Türkiye’de kişi başı sabit genişbant yaygınlığı %9,5 iken AB ortalaması %25 dir. Hane başı yaygınlık ise Türkiye’de %38, AB ortalaması %48 dir.
  • Son iki yıldır büyüme eğilimi oldukça yavaşlamasına rağmen internet bağlantılarının 6,5 milyonu (%81) xDSL teknolojisi ile ve ağırlıklı olarak TTNET tarafından sağlanmaktadır. AB ülkeleri ortalamasında yerleşik işletmecilerin payı %45’ler seviyesinde iken Türkiye’de bu oranın %80’ler üzerinde olması bu alanda yeterli rekabetin henüz sağlanamadığı anlamına gelmektedir.
  • Yaklaşık bir buçuk yıllık geçmişi olmasına rağmen Mobil genişbant internet (3G/HSPA) kullanıcı sayısı 1,150 milyona ve yaklaşık %14’lük Pazar payına ulaşması önemli bir başarıdır.

 

Elektronik Yayıncılık Pazarı:

  • RTÜK verilerine göre Türkiye’de evlerde 18 milyon TV alıcısı bulunmakta olup RTÜK’e kayıtlı Karasal, Uydu ve Kablo üzerinden yayın yapan yayıncı sayısı 1273 dür. Bu yayıncıların 249’u TV, 1062 adedi ise Radyo yayını yapmaktadır. TV yayıncılarının 24’ü ulusal, 15’i bölgesel, 210’u ise yerel yayın yapmaktadır.
  • Radyo/TV yayınlarını tüketicilere ulaştırmak üzere BTK tarafından yetkilendirilmiş 11 Kablo platform işletmecisi ile 3 Uydu platform işletmecisi vardır. Toplam 1,363 milyon Kablo TV abonesinin tamamına yakını bu hizmeti TURKSAT üzerinden almaktadır. Uydu platform işletmecisi DİGİTURK’ün 2,219 milyon, DSMART’ın ise 1,195 milyon kullanıcısı bulunmaktadır.

 

Özetle; olgunlaşma dönemi olarak kabul edilebilecek 2010 ve sonrasında ülkemizde de Elektronik Haberleşme pazarının durumu dünyanın genel gidişinden farklı olmayacaktır. Gerek pazarın yapısı ve gerekse kullanıcı talepleri ve sunulan hizmetler, gelişmekte olan pazarlarla benzer özellikler gösterip gelişmiş pazarlardaki yönelimleri takip etmektedir.

Mobil pazar gelişmesini sürdürmekle birlikte 2010 yılında abone ve gelir artış hızı yavaşlamıştır. Buna karşın gerek ses ve gerekse veri kullanım oranları artmakta, buna cevap verebilmek için de şebekeye yatırımlar devam etmektedir. Buradaki sıkıntı, bazı işletmeciler için gelirlerin yatırım ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalmasındadır. Mevcut ses temelli iş modelleri ile bu durum sürdürülebili değildir. 2011 ve sonrasında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ses hizmetlerinin payı azalırken veri/görüntü bazlı hizmetler ile katma değerli hizmetlerin daha da ön plana çıkması ile işletmeci gelirleri artmaya başlayacaktır.

Sabit Elektronik Haberleşme pazarında geleneksel hizmetler açısından doyum noktasına ulaşılmıştır. Ses pazarı trafik olarak bile küçülürken gelir olarak hızla erimekte, VoIP gibi yeni teknolojiler hızla PSTN’i sona yaklaştırmaktadır. Orta vadede sabit “ses” pazarı yerini tamamen mobile terk edecek, sabit pazar ağırlıklı olarak “veri” tabanlı genişbant hizmet ve uygulamalardan oluşacaktır. 2011 ve sonrasında sabit pazarda Genişbant erişim teknolojileri (xDSL, FTTx ..) giderek artan oranda önem kazanacak, bu alandaki yatırımlar hızlanarak devam edecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir